Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) ile Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi, Dünya Kuraklık Atlası’nı 2 Aralık 2024’te Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da tanıttı. Atlas, kuraklığı yalnızca yağış eksikliği olarak değil; tarım, enerji, nehir taşımacılığı, ticaret ve ekosistemleri aynı anda etkileyen sistemik bir risk olarak inceliyor.
Yayın, UNCCD’nin COP16 toplantısında 197 tarafın kuraklık direnci görüşmelerini sürdürdüğü sırada kamuoyuna sunuldu. Atlasın ortak hazırlanmasına CIMA Araştırma Vakfı, Amsterdam Vrije Üniversitesi ve Birleşmiş Milletler Üniversitesi Çevre ve İnsan Güvenliği Enstitüsü de katkı verdi.
Kuraklıklar 2000’den bu yana arttı
Atlasın verilerine göre kuraklıkların sayısı 2000’den bu yana yüzde 29 arttı. Kuraklık riskinin 2050’ye kadar dünya nüfusunun her dört kişisinden üçünü etkileyebileceği öngörüldü. Tarımın küresel tatlı su kullanımındaki payı yaklaşık yüzde 70 olarak verildi.
UNCCD İcra Sekreteri Ibrahim Thiaw, atlasın hükümetleri, iş dünyasını ve politika yapıcıları kuraklık riskini yönetme biçimlerini yeniden düşünmeye çağırdığını söyledi. Thiaw, ulusal kuraklık planları ile uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Atlas 21 bölgesel örneği karşılaştırıyor
Çalışmada ABD Büyük Ovaları, Barcelona, Yangtze Havzası, Orta Amerika Kuru Koridoru, Hint altkıtası ve Afrika Boynuzu gibi 21 bölgesel örnek incelendi. Yerli toplulukların kuraklığa hazırlığı da ayrı bir vaka olarak ele alındı.
Atlas; hidroelektrik üretimindeki düşüşün enerji fiyatları ve kesintiler üzerindeki etkisini, düşük su seviyelerinin Panama Kanalı gibi iç suyolu ticaretine yansımasını ve kuraklığın biyoçeşitlilik üzerindeki baskısını birlikte değerlendiriyor. Öneriler arasında erken uyarı sistemleri, mikro sigorta, arazi onarımı, tarımsal ormancılık, atık suyun yeniden kullanılması ve yeraltı suyu besleme bulunuyor.
Kuraklık yalnız yağış eksikliği olarak ölçülmedi
Dünya Kuraklık Atlası, kuraklığın tarım üretimi, enerji arzı, nehir taşımacılığı, ticaret ve ekosistemler üzerindeki birbirine bağlı etkilerini aynı çerçevede inceliyor. Bu yaklaşım, su azlığının bir sektörde başlayıp diğer sektörlere aktarılabileceği varsayımına dayanıyor.
Atlasın verilerine göre kuraklıkların sayısı 2000’den bu yana yüzde 29 arttı. 2050’ye kadar dünya nüfusunun her dört kişisinden üçünün kuraklık riskinden etkilenebileceği öngörüldü; tarımın küresel tatlı su kullanımındaki payı yaklaşık yüzde 70 olarak verildi.
21 bölgesel örnek ve çözüm önerileri
ABD Büyük Ovaları, Barcelona, Yangtze Havzası, Orta Amerika Kuru Koridoru, Hint altkıtası ve Afrika Boynuzu dahil 21 bölgesel örnek karşılaştırıldı. Yerli toplulukların kuraklığa hazırlığı da ayrı vaka olarak ele alındı.
Erken uyarı sistemleri, mikro sigorta, arazi onarımı, tarımsal ormancılık, atık suyun yeniden kullanılması ve yeraltı suyu besleme, atlasın işaret ettiği çözüm seçenekleri arasında yer aldı.