Dünya Sağlık Örgütü, ikinci Küresel Hipertansiyon Raporu’nu 23 Eylül 2025’te yayımladı. Rapora göre 2024’te 1,4 milyar kişi hipertansiyonla yaşıyordu ve bu kişilerin yalnızca beşte birinden biraz fazlası tansiyonunu kontrol altında tutabiliyordu.
195 ülke ve bölgenin verilerini inceleyen raporda, 99 ülkede ulusal kontrol oranı yüzde 20’nin altında kaldı. Düşük gelirli 25 ülkenin yalnızca yüzde 28’i DSÖ’nün önerdiği hipertansiyon ilaçlarının tamamını eczane veya birinci basamak sağlık tesislerinde düzenli olarak bulundurabildiğini bildirdi. Yüksek gelirli ülkelerde bu oran yüzde 93’tü.
İlaç ve birinci basamak erişimi
DSÖ, tansiyon ölçümünün doğrulanmış cihazlarla yapılmasını, tanı konan kişilerin standart tedavi protokollerine alınmasını ve ilaçların kesintisiz bulunmasını önerdi. Kontrolsüz hipertansiyon kalp krizi, inme, böbrek hastalığı ve erken ölüm riskini artırıyor.
Kardiyovasküler hastalıkların 2011–2025 arasında düşük ve orta gelirli ülkelere maliyetinin yaklaşık 3,7 trilyon dolara ulaşacağı tahmin edildi. Örgüt, yüksek tansiyonun erken tanı ve tedaviyle büyük ölçüde önlenebilir olduğunu vurguladı.
Önceki küresel rapor
DSÖ’nün 2023’te yayımladığı ilk küresel hipertansiyon raporu, birinci basamakta standart protokoller, güvenilir tansiyon cihazları ve uygun fiyatlı ilaçların yaygınlaştırılmasını önceliklendirmişti. 2025 raporu, ülkelerin kontrol oranlarını ve ilaç bulunabilirliğini bu çerçevede yeniden izledi.
Kontrol oranı nasıl izleniyor?
Hipertansiyonla yaşayan kişi sayısı ile tansiyonu kontrol altında olan kişi sayısı aynı gösterge değil. Kontrol oranı; kişinin tanı almasına, uygun tedaviyi düzenli kullanmasına ve ölçüm sonucunun hedef aralıkta kalmasına bağlı. Bu nedenle yalnızca ilaç reçetelerinin sayılması, gerçek kontrol düzeyini göstermiyor.
Rapordaki ülke karşılaştırmaları, ilaçların düzenli temin edilmesi ve birinci basamakta standart protokollerin uygulanması arasındaki farkı da görünür kılıyor. DSÖ, ölçüm cihazlarının doğrulanması, sağlık çalışanlarının eğitimi ve tedavinin kesintiye uğramaması için tedarik zincirinin birlikte güçlendirilmesini öneriyor.